Dauerregen

Die innere Ruhe hat eine Andauer von kurzer Zeit, so wie, wenn man im Regen mit dem Auto unter einer Brücke fährt.

Diese Zeit des Stillseins ist auch von weniger Dauer.

Die innere Stille des Menschens hält sich in Grenzen.

Die Fahrt hingegen kann sich stundenlang, tagelang sogar im Dauerregen hinauszögern und dann hofft die Innere Ruhe auf eine Brücke,

unter dem sie Unterschlupf finden kann, damit sie, sei es auch nur eine Sekunde lang ihre eigene Kraft der Ruhe spürt.

 

1 Kommentar

Eingeordnet unter düşünceler

Ich schreibe wie…

Hinterlasse einen Kommentar

Eingeordnet unter Allgemein

Düşün…

Bir ev düşün…

Dört tarafı güzel kokulu, sultan saraylarının hareminde yetişen çiçeklerle donanmış.

Bir ev düşün…

Şaşalı odalar, şen şakrak muhabbetler, ballı ama boş konular, utangaç bakışlar, zorlu tebessümler.

Bir ev düşün…

Mutluluk kapısı olacak bir ev, sığınacak bir dal, sevgi tütecek bir ocak.

Birde beni düşün…

Alnını cama dayamış beni, secdeden başka yere dayanmamış alnımı. Tebessümün yerine gözlerimdeki bulutu.

Birde bi içime bak…

Dişardaki fırtına içimdeki tufandan habersiz.

Birde sirf beni bi duy…

İçimdeki sessiz haykırışı.

Hisset bi beni…

Hareminizde hapsedilmiş ruhumun farkına var…

go on my heart

go on!

3 Kommentare

Eingeordnet unter Allgemein

Adın Barışsa yaklaş…

Akdeniz Akşamları bir başka…

Akdeniz kıyılarından Barış geçerse daha bir başka oluyor…

Akdenizin akşamları bu nedenle daha başka bir anlam kazanıyor…

Gökyüzündeki yıldızlar ise Barışın saçdığı ışığıyla yarışıyor…


Denizin üstünden geçen Barış yavaş ama umutlu.

Değişik ülkeleri gülümseyerek geçen Barış ümitli.

Barışın içinde barınanlar istikrarlı.

Hz. Nuhun hanımı ve Oğlu ise terredütlü.


Ey Barış artık çıpanı saplamanın vakti geldi!

Zincirin ise Ak’dan Karadenize ulaşsın

Öyle büyük ve uzun olsunki okyanusları aşsın

Allah yardımcın olsun!

Benden kızıma selamımı ilet!

3 Kommentare

Eingeordnet unter düşünceler, Diary of SümSüm

Engeller…

Bu gün yine Trengarında, yani Hauptbahnhof da düşüncelere dalmış yürürken…

Tabiki kulağımda hüzünlü bir türkü…kalbimde buruk bir acı…gözümde yaz yağmuru…

Damlayacak mı damlamayacak mı…

İşte kederli bir durumdaydım daha doğrusu med-cezirlik bir haldeydim…

Hani Âdemoğlu çok dertli, tasalı ya…?!

Başımı kaldırdığımda karşımda duran iki insan…sımsıkı birbirlerinin kollarından tutulmuş İki İnsan

Ayrılmaz ikili sanki…

Bir daha bakdığımda ikisininde kör olduklarını anladım…bir adama trenin kalkış numarasını soruyorlardı…

Bilseler bile nasıl gideceklerdi o kalkış noktaya?…Asıl buraya kadar nasıl geldilerdi…imrendim onları görünce…

Aslında engelliler ama bizim onlara koymak istediğimiz engelleri aşmışlar…hem birde tam hayatın içine atmışlar kendilerini…

Onlara imrendikden sonra kendimden utandım…

Dert mi? Asla!

Engel mi? Yok!

04-07-09

Hinterlasse einen Kommentar

Eingeordnet unter Diary of SümSüm

Nikis verstehen…

Seitdem ich wieder von dir getrennt in der Kälte zu leben versuche, verstehe ich die Sprache, die Handlungen, die Materie und überhaupt die Menschen hier nicht…

Der Versuch sie alle zu verstehen, scheitert an der Anstrengung meiner verbleibenden Gehirnzellen, denn sie weigern sich alles andere außer dich an die Nähe meines -von einem Tuch umhüllten- Gehirns reinzulassen…

Die Angst dass die Erinnerungen an die Zeit bei dir, vor dir und mit dir zu Asche gelangt ist so groß, dass meine lieben Gehirnzellen zum Präventivschlag bereit sind…

Obwohl auch hier die Sonne ihre prachtvolle Schönheit uns zeigt, frieren meine Hände…denn ich bemerke wie sehr ich dein schwarzes Gewand und deinen Geruch in meinen Händen vermisse…

…daher ich nikis mehr verstehen…

Aus der Epoche der Klassik wusste ich, dass das Schöne jeden in seinen Bann ziehe, ich fand es sehr eigenartig und relativ, bis ich vor dem Allerschönsten überhaupt stehen durfte…diese Schönheit steigerte sich nachdem mir bewusst war, dass Du mich gerufen hattest und ich dir entgegen rufen konnte:


Lebbeyk Allahumme lebbeyk!..


Lebbeyk!

Dein Anblick/Antlitz bringt jedes Herz zum pochen, jedes Aug’ zum weinen, jede stürmige Seele zu ruh’

Der Verstand außer Acht

Die eigene Stimme geriet in Verdacht

Die Augen gerichte t gen deiner Andacht.

Ohne aus diesen Traum zu erwachen, fand ich mich in dem Ort wieder wo m ein Alptraum begann…


1 Kommentar

Eingeordnet unter düşünceler, Diary of SümSüm

Kötü kokudan feraha [1]

Âdemin icatı, hızlı ve tehlikeli…

Âdemin icatı, dolu ve sesli…

Âdemin icatı, toplum ve birey…

Âdemin icatı, nefes ve ter…


Hızlı olabilmek için can yakan

Bazıları için teknoloji, rahatlatıcı; ayaklarını yerden kesen

Bazıları için de hayattan son kurtuluş

Ne acı bir gerçek; hayatın gerçeği…!

kl

İlk wagon dan son wagona kadar

Can taşıyan… ya hayvan ya insan…

her türlü can, içleri dolu görünen, ama bomboş olan can

Sessiz görünen, ama dokunduğunda patlayacakmış gibi durumda olan can…

Sesli çığlıklar

Sessiz haykırışlar

Sessizliğin en yükseğinde, en doruk anında… hıçkırık sesleri

Sesli kahkahalardan sessizliğe yönlendiren bir söz…

İlk den son wagona kadar canlar…


Toplum birey arasında kalmış Âdem

Toplum taşıtı mi birey mi ?

Her toplumdan Âdem…

Çini, Amerikanı, Türkü, Zencisi…

Toplumsal… bireysel…

Toplumun içinde yalnızlık duygusu

Karmaşık hisler, korkular düşünceler

Satırlar yazdıran durumlar

Her bireyi bir toplum yapan icat

kl

Bütün dinler bir wagonun içinde

Dört tekerlek üstünde

Aynı havayı içine çeken

Kulakdan kalbe akan dil karmaşığı

Ağızdan çıkan söz…

Dil den çıkan yara…

Göz göze gelen yabancılar

Göz göze gelen düşmanlar

Göz göze gelen âşıklar

İlk bakışdaki tesadüf

İkinci bakışdaki nefis

Son bakışdaki elveda

Sonsuzluğa değil… son durağa kadar…


Evet…! Bir söz yeter…

Zaten bir sözde var olmadımı Âdem… ve yine bir söze bakar yok edilişi…

Yok edende… Var edende…Bir!

klö

Aynı anda bir nefes…

Aynı anda tek hava…

Aynı anda tek koku…

Aynı anda tek düşünce…

Sen bensin…Bende senim…

Çelişkili Âdem…

Buharlı camlar…


Ter kokusu; İçki; Parfüm… 3ü bir arada…

Karışım…

Hayatın gerçeği… pislik… kötü koku…

Sabah, Öğle, Akşam…

Tek kurtuluş ineceğin durak

Son durak…

Ve ozamana kadar Âdemdeki sabır…

[15.06.09]

1 Kommentar

Eingeordnet unter düşünceler